Federal Şansölye’nin Eyalet Hükümet Başkanları ile görüşmesi

FEDERAL ŞANSÖLYE DR. MERKEL: Hanımefendiler Beyefendiler, beklediğiniz için teşekkür ederiz ve Günaydın! Bugün yoğun bir çalışmaydı.

Tekrar dikkatinizi çekmek isterim: Artık virüsle mücadelemizde bir yılı aşkın bir zamanı geride bıraktık. Tam bir sene önce dün – bu arada zaman sabahın erken saatlerine ilerlemiş bile – giderek yayılan pandemi seyri karşısında her birimizin sosyal temaslarına daha çok kısıtlama getirme kararını vermemiz gerekli olmuştu. Hiç unutmayacağım: Sözkonusu basın konferansının hemen ardından 14 günlük karantinaya girmem gerekmişti. O zaman ben de, o günden beri ülkemizde bir çok insanın yaşadıklarını yaşamıştım.

Bu sene bizler – biz derken federal hükümet ve eyaletler ama en çok da Almanya’daki insanların hepsini kastediyorum – hepimiz birlikte gerçekten de zor bir yolda yürüdük; başarıyı da gördük, ama darbe de aldık. Bizi aşağı çeken bu darbelerin cesaretimizi kırmasına elbette izin vermemeliyiz. Tam tersine: Bu tür darbelerden yeni güç de doğar. Zaten bugün; bir yıl öncesinde olduğumuzdan çok daha ileri bir noktada olduğumuzu söyleyebiliyoruz. Araştırmacılar virüsü daha iyi anlıyorlar, hekimler hastaları daha iyi tedavi edebiliyorlar. Her birimiz hangi davranış biçimiyle kendimize ve diğerlerine etkin koruma sağladığımızı biliyoruz. PCR testinden kendi kendine yapılan testlere kadar oldukça geniş bir yelpazeye yayılan test imkânımız ve - bir yıl önce öngörülmesi mümkün olmayanların başında geliyordu - etkin aşı maddelerimiz var.

Ama virüsü işte henüz yenemedik. Peşimizi bırakmıyor. Ocak ayında enfeksiyon sayılarını güçlü bir şekilde aşağı çekebilmişken daha bulaşıcı olan İngiliz mutasyonunun yayılmasıyla birlikte şimdi daha tehlikeli olan mutasyonun görünürlüğü giderek artan bir belirginlik kazanıyor. Bu şekilde Ocak ayının tam tersine bir gelişme yaşıyoruz: Vaka sayıları katlanarak artıyor, yoğun bakım servislerinin doluluk oranı yine artış gösteriyor ve artık orta yaş grubundan ve daha genç yaşlarda insanların da ağır hastalık seyri sözkonusu oluyor. “Long Covid“ de birçok insanda görülen bir olgu haline geldi.

Sağlık sistemimizin aşırı yük altında kalmasını istemiyoruz. Bunu pandeminin bu uzun yolu boyunca başarmıştık ve bunu önümüzdeki haftalarda da başarmalıyız. Etkisini önümüzdeki haftalarda bir an önce göstermesini istediğimiz aşı konusunda tam bir yarıştayız.

Bizim için önemli iki başlık var: Dikkat ve esneklik. Dikkat ve esneklik federal hükümet ve eyaletler arasında son düzenlediğimiz 3 Mart tarihli görüşmemizin de başında geliyordu. O zaman kademeli bir planlamayı kararlaştırmıştık. İnsidans değerlerine bağlı olarak açılmaların ve enfeksiyon sayılarının tekrar artışa geçmesi halinde acil fren uygulamasının öngörüldüğü bir plan. Bu kademeli plan elbette bize yol gösteren ve daha o zaman 3 Mart tarihinde kapsamlı bir test stratejisi ile tamamlanan ana rehberimiz olmayı sürdürecek. Ama şu an da çok çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız.

Aşı konusunda – tekrar hatırlatmak isterim – bu alanda da aile hekimlerini aşılama sürecine dâhil tutma yolu ile esneklik kazanmak için Cuma günü önemli kararlar aldık. Şunu biliyoruz: Ne kadar çok insan aşı olursa bu pandemi de ürkütücülüğünü kaybeder, ve ne kadar çok insan aşı olursa R değeri de o kadar düşürülebilir. Bilimin bize açık ve net söylediği şudur: Yeni enfeksiyon sayıları ne kadar az olursa aşının etkisi o kadar hızlı görülür ve yeni enfeksiyon sayıları ne kadar yüksek olursa aşının etkisini göstermesi o kadar uzun sürer.

Elbette aşılamanın etkisini mümkün olan en hızlı şekilde göstermesini istiyoruz. Bu nedenden ötürü bugün çok çok uzun ve tekrar bir nevi yepyeni bir şekilde önümüzdeki günlerde ve haftalarda mümkün olan en iyiye nasıl ulaşabileceğimizi düşündük. Az önce mutasyonların oluşturduğu daha büyük tehlikeden bahsettim. Bu sebeple bugünkü kararlarımızla; şu an sözkonusu olan katlanarak gerçekleşen büyümeden ötürü çok açık ve net bir şekilde ve 3 Mart tarihinde öngörülebileceğinden daha açık bir şekilde görülenin, acil fren uygulamasını insidans değerinin 100’ün üstünde olduğu yerlerde maalesef devreye sokmamız gerektiğini söylemek zorundayız. Bu da maalesef Almanya Federal Cumhuriyeti’nin birçok il ve ilçesi ya da eyaletinde tekrar sözkonusu olmuştur.

Ayrıca tekrar dikkati çekmemiz gereken bir konu da, kararlaştırılmış olan açılma adımlarının ancak 7 gün insidansının istikrarlı bir şekilde 100 yeni enfeksiyon vakasının altında kalır ya da daha da düşerse uygulanabileceğidir. Her ikisi de, yani acil fren uygulaması bağlamında değerin 100’ün üstünde olması halinde yine 7 Mart öncesi ya da 7 Mart tarihine kadar geçerli olan uygulamanın devreye girmesi; ya da – ki bu; insidans değerini esas alan tüm açılma adımları için geçerlidir ve bunu burada tekrar vurgulamak isterim – değerin 100’ün altında seyretmesi halinde atılacak yeni açılma adımları; ancak vaka sayıları istikrarlı ya da daha da düşerse mümkündür.

Vaka sayılarının katlanarak artışını sona erdirmek için tek başına acil fren uygulamasının yeterli olmayacağını biliyoruz. Bu nedenden ötürü ek tedbirler almak zorundayız.  Bu bağlamda haftalık insidans değeri 100’ün üstünde olan il ve ilçelerde daha kapsamlı tedbirler alınacaktır. Bunun için eyalete ve bölgeye özel tedbirler alınacağı için biz örnek önerilerde bulunduk. Özel araca hane halkı dışından yolcu alındığı zaman olmak üzere özel alanda tıbbi maske takılması gibi daha kapsamlı maske takma zorunlulukları, sokağa çıkma kısıtlamaları ve daha sıkı temas kısıtlamaları. Bunlar, acil fren uygulamasına ek olarak uygulanması gereken imkânlardır.

Paskalya bayramı geliyor ve kendimize soruyoruz: Bu Paskalya günlerini nasıl olur da dinlenme zamanına dönüştürebiliriz? – Bu nedenden ötürü bugün içinde bulunduğumuz bu üçüncü dalgayı – geliyor demiyorum, içindeyiz bunun – tam olarak başarmamız mümkün olmasa da bir nebze kırmaya nasıl katkıda bulunabileceğimizin çok uzun üstünde durduk. Bu sebeple 1 Nisan Perşembe günü ve 3 Nisan bir defaya mahsus olmak üzere geniş kapsamlı temas kısıtlamaları içeren dinlenme günleri ve de 1 ila 5 Nisan arasında toplanma yasağı ilan edilecektir. Yani Paskalya bayramında genişletilmiş bir dinlenme zamanı olacaktır. Bu şekilde 5 müteakip gün boyunca “evde kalıyoruz” prensibi hâkim olacaktır. Bu sürede hane halkı fertleri ile bir diğer hane halkı fertleri ile toplam beş kişiden fazla olmaması şartıyla biraraya gelinmesi mümkündür. 14 yaşında ve 14 yaşından küçük olan çocukların sayılmadığını biliyorsunuz. Çiftler tek hane halkı sayılıyorlar. Bu sürede toplantıları, kamusal alanda kalabalıklaşmayı yasaklayacağız. Açık hava gastronomisi eğer açıksa, bu beş günlük zaman diliminde kapanacaktır. Sadece dar kapsamlı perakende gıda satış yerleri Cumartesi günü açık olacaktır.

Federal hükümetin bunun hukuki uygulamasına ilişkin sunduğu gerekçeli öneri temelinde federal ve eyaletler düzeyinde kanun hükmünde kararnameler hazırlanacaktır. Bu süreçte Enfeksiyon Güvenliği Yasası esas alınacaktır.

Dini cemaatlerden – federal hükümet ve eyaletler dini cemaatlerle irtibata geçeceklerdir – bu dönemde dini toplantıların sadece sanal olarak düzenlenmesi rica edilecektir. Bunun bir “rica“ olduğunu vurgulamak isterim.

Bu süre boyunca sadece aşı ve test merkezlerini açık tutacağız.  

Paskalya dönemi sonrasında üç ayaklı kapsamlı test sürecinin başlaması amaçlanıyor: Vatandaşlara yönelik test merkezlerinde yapılan testler, şirketlerde yapılan testler ve okul ve çocuk gündüz bakım yerlerinde yapılan testler. Almanya genelinde uygulanacak test sistemi sayesinde daha sonra gerçekten de daha çok açılma olmasını amaçlıyoruz. En çok da Tübingen ya da kısmen Rostock şehirlerinde şimdiden yapıldığı gibi sınırlı model projeler çerçevesinde seçilmiş belli bölgelerde alınan sıkı koruma tedbirleri ve test planlaması aracılığıyla kamusal hayatın münferit alanlarını tekrar açarak açılma adımlarının bir test rejimi altında ne derece uygulanabilir olduğunu görmek istiyoruz.   

Dediğim gibi şirketler bu test rejiminin bir diğer ayağını oluşturuyor. Kendilerinden Nisan ayı başına kadar bir uygulama raporu sunmalarını bekliyoruz. Biz de kendi araştırmalarımızı yapacağız ve edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak iş güvenliği yönetmeliği açısından düzenleyici ek eylem gereksinimi olup olmadığını değerlendireceğiz.

Bazı şirketlerin –özellikle şimdi tekrar kararlaştırılmış olan adımlardan, acil fren uygulamasından ötürü – elbette hayal kırıklığına uğradıklarını ve faaliyetlerinin kısıtlanmasının sürdüğünün bilincindeyiz. Bu nedenden ötürü özellikle ağır ve çok uzun bir süre kapanmaya maruz kalan şirketlere Avrupa mevzuatının öngördüğü şartlar kapsamında ek bir yardım aracı geliştireceğiz.

Sonra çok uzun bir süre seyahat konusunun üstünde durduk. Yurtdışına hiçbir şekilde seyahat edilmemesini tavsiye ediyoruz. Risk bölgelerine seyahat edilmesi karantina yükümlülüğünü beraberinde getirir. Virüs varyasyonunun bulunduğu bölgelerde bu daha da sert hükümler içerir. Genel olarak şu anda seyahatlerin dikkatli bir ifadeyle pek uygun olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenden ötürü tatil yörelerinden geri dönenlerin mümkün olduğu kadar yeni enfeksiyon kaynaklarını bize taşımamaları için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bu sebeple uçak şirketleri ile mürettebat ve yolculara dönüş öncesi test yaptırılmasını kararlaştırdık. Enfeksiyon Güvenliği Yasası’nı değiştirerek dünya genelinde seyreden bu salgın ışığında Almanya’ya uçuşlarda genel olarak kalkış öncesi test zorunluluğunu öngöreceğiz.

Müteakiben kısaca hastaneler ve bakım evleri hakkında konuştuk. Bu konuyu burada ayrıntılı olarak ele almak istemiyorum.

Yani genel olarak çok ciddi ve pandeminin zor bir aşamasında, üçüncü dalganın tam ortasında bulunduğumuzu ortaya koyan bir tedbir paketini karara bağladığımız bir konferans oldu. Aşı başarısını tehlikeye atmama, sağlık sistemimizi aşırı yüklenme riskine maruz bırakmama ve insan hayatını tehlikeye atarak uzun vadeli tesirlere yol açmama uğruna bu dalganın fazla yükselmesine izin vermemeliyiz. Zaten size burada tanıttığım bu alışılmışın dışında olan tedbirleri de bu nedenden ötürü aldık.

Bütün bunlar çok çok ciddi ama iyi bir toplantı ortamında gerçekleşti. Bunun için özellikle teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bunlar bizim için de her gün aldığımız değil, son derece olağanüstü ama almak zorunda kaldığımız kararlardır.